“Korkunun Gözleri” adlı bu yapıtında (“3. kitabı “Canı Dişinde Tomurcuğun”da da), yalnızca sanatçı kişiliğini değil, kendi sıkıntılarından öte toplumsal duyarlılığını, dürüstlüğünü, devrimci tavrını, kızı Güncem’e ve eşi Günseli hanıma duyduğu sevgiyi, sağlık sorunlarının yansımasını, yaşadığı açmazların getirdiği bunalımlı tinsel durumunu, yalnızlığını da buluruz.
11. şiir (s 14), “Günseli” adını taşıyor. Gözünüz aydın insan kardeşlerim dizesiyle başlayan bu şiirde Sevmek bir yerlerde gece galiba biçiminde yaman bir dize var. Şiir, İnadına sevin, ölesiye sevilin diye bitiyor. Dizelerdeki ışık, sevgiyi her şeye karşın baş tacı edinen Günay Karakan’ın seven yanını aydınlatmakta.
“Almaşık” adlı şiirindeki;
Değil mi ki her yarın bir dün oluyor
Sev beni Allahı unutuncaya kadar
Sev beni büyüsün gönlündeki çiçekler
(s 16)
biçimindeki dizelerde de onun Karacoğlan’ınkine benzer sevgi susuzu yüreğini buluruz.
“Anlamsız”dan iki dize:
Uzar türküler dudaklarımda
Finike’msi bir yalnızlık çöker
(s 18)
Görülüyor ki anlamsızlık ne türkülerde ne türkülerin uzamasında. Belki Finike’nin yalnızlığı, yalnızlığın Finike’yi çağrıştırmasında.
“Bitimsiz” adlı uzun şiirinde (s 30) Şu kapıyı biraz aralayın dizesine 5 kez yer vermiş. Aralanması istenen kapıyı ister bireysel ya da toplumsal engellerin kaldırılması, ister yaşamsal güçlüklerin giderilmesi, ister bir iç bungunluğundan kurtulma arzusunun dile getirilmesi olarak yorumlayınız. Her yorum, Günay Karakan’a çıkar.
“Delik-Deşik”teki:
Kâl-ü beladen beri ısrarla
Aydınlıktan yana sıcak yüreğim
Şafakla şaştığım olmuştur
Bir rüzgâr ha esti ha esecek
Sar beni korkuyorum
Bu delik deşik yaşantı neden?
(s 33)
dizelerinde şair, geçekten kendini anlatır.
Bir başka şiirinde ‘Şavşatlı Ahmet’in ağzından söylediği:
Haram olsun emdiğim süt
Bir ben mi eksiktim sanki
(s 35)
dizelerinde bir yandan sosyal yaralarımızın altına bir ‘toplama’ çizgisi çekerken bir yandan da kendisini koyar önümüze.
Bana bel bağlamayın ne olur
Sayım suyum yok
(s 36)
derken de öyle...
O, ‘dekoman’ adındaki çocuk oyununda ilk vurulan, belki babasını kendine bırakmadığı, belki de öğretmeni onu sınıfa almadığı için gidip denize işeyen Günay çocuktur:
Isırgan otları dolanırdı ayaklarıma
Çocuktum
Ne zaman dekoman oynasak vurulurdum
...
Uyuzdum, kükürt kokuyordum
Naciye öğretmen sınıfa almazdı ağlardım
Babam gemiciydi
Gidip ben de denize işerdim...
(Canı Dişinde Tomurcuğun, s 5)
Çünkü o çocuk için gemilerin, mavnaların, sandalların hepsi “vefasız”, hepsi “çürük”tür.
Şair öğretmen Günay Karakan, sosyal içeriği öne çıkan, toplumsal gerçekçi yanı daha ağır basan “Canı Dişinde Tomurcuğun” adlı yapıtına göre, kendi kişiliğini daha belirgin koyduğu “Korkunun Gözleri”nde, eşi Günseli’yi yarı yolda bırakacağını biliyor gibi şöyle diyor:
Bitsin karanlıkları kabirlerin
Ciklet gibi uzadı günler
Aş
En aşılmaz engeli
E mi Günseli...
(s 41)
Aynı yapıtında yaşamın kısırdöngüsünü görüyor; dünyasıyla ilgili duygularını, umutsuzluğunu şöyle dile getiriyor:
Yeni bir çıkmaza girer umutlarımız
Dünya hep aynı dünya çünkü
(s 43)
(Devam Edecek)