HAVA MODİFİKASYONU BULUT TOHUMLAMASI
Gökçek ALGIN
NOT: BU YAZI THY A.O. UTED DERGİSİNDE 1995'DE YAYIMLANDI.
Uzun yıllardır Türkiye'deki toprak erezyonu önlenemez boyutlarda sürüp gidiyor. Yılda kaybettiğimiz toprak miktarını bili yor musunuz? O zaman alt satırı okumadan önce bir tahminde bulunun, tam tamına Bursa ya da Kastamonu ilimizin üzerini kapatacak kadar toprak, yağmur ve sel sularıyla akarsu larımıza ve denizlerimize akıyor.
Bunun başlıca sebebi hepimizin çok iyi bildiği,ormanlarımızın su ya da bu şekilde ortadan kaldırılmasından, yeterli ve bilineli erezyon önleme çalışmaları yapılamayışından kaynaklanıyor .
Bu konuda ayrıntılı bilgim yok ben isin öbür yüzüne değinmek istiyorum. Geçtiğimiz yıllarda özellikle İstanbul'da ve tüm Anadolu gündeminde uzun süre yer bulan “Hava Modifikasyonu Çalışmaları" ya da bizi ilgilendiren yanıyla Bulut Tohumlaması. Hava Modifikasyonu çalışmalarındaki ilk bilimsel gelişme 1946 yılında Vincent J.SCHAEFER’in buluşudur. Schaefer,soğuk buluta düsen kuru buzun,buz kristallerinin oluşumuna olanak sağladığını gözlemlemiştir. Araştırmacı, gerçekte soğuk bulutta donma mis damlacıkların buz kristallerine dönüşümünü başlatacak bir seylar bulmaya calısıyordu;ancak kuru buz uygulamasıyla bu so nuca varacağını tasarl amamıştı.Haftal ar boyunca, içinde donmamış damlacıklar bulunan bir bulutu, buz kristalleri içeren buluta dönüştürmek üzere uygulanabilecek bir madde bulmak için uğraştı. Bu amaçla "Soğuk Kutu” adı verilen, siyah kaplı ev don durucusu kullandı.Kutunun içindeki buluta çeşitli maddeleri serperek denemeler yapmış ama maddelerin hic birisi ise yaramamıştı. Derken sıcak bir temmuz günü soğuk kutunun sıcaklığının normaldeki kadar soğuk olamadığını farketti ve kutunun sıcaklığını düşürmek için - başka bir değişle kutuyu soğutmak için- kutuya kurubuz kütlesi yerleştirdi.Birkaç dakika içinde bulutta buz kristalleri oluştuğu görüldü.Bu ise yaramıştı, çünkü su damlacıkları -40C derecenin altındaki bir sı caklığa kadar soğutulduklarında, ortamda buz kristaller, olsa da olmasa da donarlar. Böylece Schaefer'in buluşu hava modoificasyo nu çalışmaları için bir başlangıç oldu.
Hava Modifikasyonu çalışmalarına örnek olarak ; Sisin dağıtılması , buhar laştırıl- ması ya da konvektif sirkülasyonun sağlanması için uçak ve helikopterlerle su püskürtülmesi, jet motorları ya da suni rüzgar üreten diğer kaynaklar gerekmektedir, Dolu önleme işlemlerinde de buluta uygulanan tohumlama işlemi mevcut sıvı su, buz çekirdeği üzerinde dağıtılarak dolu tanesinin büyümesi engellenebilir.Şimşeğin bastın İması ise,temelde şimşeğe neden olan pozitif ve negatif kutuplaşmayı önle yici maddelerin bulutlara uygulanmasıyla gerçekleştirirler .Bu işlemlerin tümü Bulut Tohumlaması yöntemine dayalıdır.
BULUT TOHUMLAMASI
1980’lere gel indiğinde insanın uygun koşullar altında yağmur üretimi konusunda az fakat ekonomik acıdan önemi sayılabilecek bir kontrol elde edebileceği anlaşıldı ve buna bağlı olarak bulut tohumlaması deneyleri ivme kazandı. Bu
yöntemle dolunun bastırılması, sisin dağıtılması konusunda basarı elde edildigi
bildirilmiştir.
Tohumlama, uçakla bulut içine girmenin tehlikeli olduğu durumlarda, bulut tabanı altından veya yeryüzünden püskürtme yoluyla ya da bir tür karışımı bulut içine patlayıcı ile birlikte göndererek de gerçekleştirilebilir. Türkiye'de de kullanılan "yağmur bombası" kavramı,bulutta düşey hareketlerin fazla olduğu ve bulut içine girmenin riskli olduğu durumlar da başvurulan ve ’’patlatma" adı verilen bulut tohumlama yönteminden türemi ştir.Bu kavramın bulut tohumlama yöntemi yerine kullanılması y anlıştır ; ayrıca bilimsel de değildir. Püskürtme ve patlatma yanlızca bulut tohumlama yöntemleridir.
Yaygın olarak kabul edilmiş bir başka yanlış bilgi ise
bulut tohumlamanın, tohumlama yapılan yerlere bol yağış getireceği ve hatta
sellere yol acabiiecegi; diğer yerlerde ise kuraklığa sebep olacağı yolundadır.
Bergeron-Findeisen yağış teorisine dayannılarak 1946'da başlatılan bulut tohumlama işlemleri, güvenilirlik düzeylerinin istatistiksel verilerle açıklanabilmesi için, bir cok yerde uzun bir zaman periyotundauyguianmış (yaklaşık beş yıl) ve bu büyük ölçekli uygulamalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Dünyanın çeşitli yerlerindeki hedef alanlarda yapılan bu çeşitler sonucunda, istatistiksel olarak belirli yağış artışı saglanamışken, bazı yerlerde yağış azalmaları saptanmıştır. Büyük ölçekli çalışmalarda başarılı sayılabilecek tek sonuç; İsrail’de uygulanan bağımsız deneylerin 1961-1967 arasındaki ilk bölümünde hedef alanlarda %13 ük bir yağış artışı gerçek leşmiş olmasıdır. Bu
artışların bütünüyle rastlantısal olması %0.9 ve %2.8 şeklinde belirtilmiştir.
Bu konuda özellikle gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalar,genelde
bulutun cok karmaşık olan yapısının ve yağmurun oluşum mekanizmalarının
araştırıİması yönündedir. Bulguların güvenilirliğinden emin olabilmek için
önce elde edilen yağıştaki değişimi iklim olaylarından arındırabilmek, bunun
için de enaz beş yıllık istatistiklere gerek vardır.
Ortaokul ve lise cağlarından hartırlarız, sınıflarda gruplar kurar, "Doga mı insana hakim, insan mı doğaya hakim?" kısır dön güsü içinde tarıtşmalar yapar
sonunda, herşeye rağmen doğanın insana hakim olduğu sonucuna varır, ya da iki
taraf da üstünlük sağlayamazdı. Sanıyorum cok yakın zamanda artık bu tür tar
tışmalar yapılmayacak, gün geçtikçe insan daha yeni bilgiler ediniyor ve hakim taraf olma yolunda hızla ilerliyor.
Bu ilgine konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek
isteyenler 1994 Haziran ayının TÜBİTAK Bilim ve Teknik Derdisinden yararlanabilir.
Gökçek
ALGIN Dispecer
Kaynak;
TÜBİTAK Bilim Ve Teknik Haziran 1994