.jpg)
İnsan dediğin kaç zaman yaşar sonunda?
Bir gün müdür yaşadığı, tek gün mü yoksa?
Bir haftacık mı? Yüzlerce yıl mı?
Kaç zaman sürer insanın ölmesi?
Edebiyat - Ya onun anlamı ne?
Pablo NERUDA
GÜNAY KARAKAN
Antalya'nın Finike ilçesinde doğdu, ilk ve ortaokulu Finike'de, Liseyi Antalya'da bitirdi. Yüksek öğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde (1964-1968) tamamladı, öğretmenlik görevine Alanya Lisesi'nde başladı. İlk şiir kitabını 1971’de burada yayınladı: Daha Ne Olsun. 11 Temmuz 1972'de meslekdaşı Günseli hanım ile evlendi. Kasım 1972'de Milli Eğitim Bakanlığı'nın önerisiyle Diyarbakır Yüksek öğretmen Okulu'na atandı. 1973 yılında ikinci şiir kitabı Korkunun Gözleri yayınlandı. 1981'de eşiyle birlikte atandığı Burdur Eğitim Yüksek Okulu'nda Bölüm Başkanlığı görevini başarıyla yürüttü ve üçüncü şiir kitabını yayınladı: Canı Dişinde Tomurcuğun. 1990 yılında Ege Dokuz Eylül Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayarak Akdeniz Üniversitesi Antalya Sosyal Bilimler Yüksek Okulu'nda göreve başladı. 4 Mart 1995'de kaybettiğimiz ortanca dayım Günay Karakan Güncem ve Gizem adında iki çocuk babasıydı. Aramızdan ayrıldığında henüz baskıda olan dördüncü şiir kitabı Seni Söyler Salkım Söğütler Nisan 1995 tarihinde yayınlandı. Yazarın adı geçen şiir kitaplarının dışında, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü Yayınları'ndan 1975 yılında basılan EĞİTİMDE GENÇ OZANLAR, üç yıllık eğitim enstitüleri son sınıf proğramlarına uygun olarak hazırlanmış ve Diyarbakır'da Güncem Yayınları tarafından Ocak 1977'de basılan YENİ TÜRK EDEBİYATI NOTLARI, Antalya'da Güney Ofset tarafından Nisan 1994'te basılan CUMHURİYET DÖNEMİ ŞİİRİNDE AŞK (1923-1933) adlı kitapları da bulunmaktadır. Son kitabını doktorasını tamamladığı Akdeniz Üniversitesinde görev yaparken yayınlamış Yeni Türk Edebiyatı Doktoru unvanını alarak Dr. Günay KARAKAN olarak aramızdan ayrılmasından kısa bir süre önce yayınlamıştı.
Bu güne kadar basılmış şiir kitapları ve bir kaç da, üzerinde çalıştığı ancak tamamlayamadığı şiirlerini bu sitede bulabileceksiniz. Her ne kadar dikkat etmeye çalıştıysam da PDF ortamına aktarılırken gözden kaçan hataları lütfen bildirin düzeltelim. Burada şiir kitaplarına adını veren şiirleri görüyorsunuz, " DOSYALAR " sekmesi altında şiir kitaplarının tamamını bulabilirsiniz.
" BASINDA GÜNAY KARAKAN " sekmesi altında da, internet sitelerinde ve bulabildiğim başka kaynaklarda yayımlanmış onun hakkındaki yazıları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
İlk şiir kitabı olan DAHA NE OLSUN'un taranmasıyla bütün basılmış şiir kitapları taranmış ve yayımlanmış oldu. Gözlerinize, Günay KARAKAN'ı unutmayan yüreğinize sağlık.
DAHA NE OLSUN
Yiyip içiyoruz Tanrı’ya şükür
Ama peşin ama veresiye
Yoruluyoruz nihayet
Hoş beşten sonra
Bir güzel uyuyoruz
Çocuklarımız büyüyor düşlerimizde
Evimizin badanası değişiyor
Derken
Yaşayıp gidiyoruz işte
****************************************************************
KORKUNUN GÖZLERİ
Bu elin mi, elin.
Yürüyorsun dolu dizgin, sonra up-usul,
Birazcık rüzgarla hopluyor yüreğin.
Veya güneş buluta girince,
Bu elin mi, elin.
Titremiyor, belki de,
Gitar tellerinde dolaşır,
Anlamsız bir melodi',
Lüzumsuz bir rengi çağrıştırır.
Bu elin mi, elin.
İdeler dünyasından beri, *
Çevresinde dip-diri bir heykelin,
Gezinir haince rüzgar
Kırar dallarını düşüncenin.
Bu elin mi, elin.
Kimlere el salladı,
Kimlerin gözyaşını sildi, unuttuk.
Dizginlerini tuttu atın,
«Deh» dedi mutluluğa.
Bu elin mi, elin.
Büyülü.
Çürüttü bütün hipotezleri.
Aydınlıkta solur her gece,
Korkunun gözleri.
(*) Burası bir baskı hatası olmayıp; " İde " her türlü varoluşun insanın düşüncesinde var olduğu görüşünü savunan felsefi akımdır. İdea, Platon felsefesinde, her türlü maddî varlığın ve kavramın idealar dünyasında ve insan zihnindeki orijinal şekli idi. Bu kavram, daha sonraki filozoflarda da düşünce, düşüncenin bir tipi, doğuştan ruhumuzda veya zihnimizde var olan doğru kavramlar olarak kullanıldı. Platon, gerçek dünya olarak idealar dünyasını alıyordu, Varlık dünyasındaki her şey, idealar dünyasından pay alarak maddi gerçekliğe ulaşıyor; ama madde bozulup yok olduğu halde idealar yaşamaya devam ediyordu. İdea fikri, Tanrı'nın bu dünyadaki varlıkları ve oluşu yaratıp yönettiği fikirleri olarak Ortaçağ filozoflarında da yaşadı. Gökçek ALGIN
****************************************************************
CANI DİŞİNDE TOMURCUĞUN
Bir gün aklına düşersem çık gel
Katıştır ıslığını koroya
Tütün renkli gözlerinle
Haşhaş çiçeği bakışlarınla
Gel otur bağdaş kur
Konuşalım... anlat avuntularını
Gelip anlattın diyelim
Birşeyler karıştı damarlarıma
— Zaten birşeyler oluyordu farkındaydım –
Canı dişindeydi tomurcuğun demek
Demek gün ışığı gibiydi ölüm
Demek tadı değişti tuzun biberin
Ben de düşünüp duruyordum
Çünkü eskiden ellerim titremez
Bulutlanmazdı gözlerim.
Demek zamanı astılar gökyüzüne
Sanki iğreti sanki yamyassı
Dur terliyorum. Hayır sen ahlat...
Şimdi bütün kentlerde bir do sesiyim
Susadım
Zehir zıkkım oldu bir yudum su
Anlıyorum, çok güzel anlatıyorsun.
Demek doruktur ulaşılacak,
Demek budanacak ahtapotun kolları.
Tüm yalnız ve zorlu günlerin için
Ne kadar haklısın, fakat gücenme
Aslında biz de seni düşünüyorduk
Bardağımızda çay, uykumuzda kandın
(Elimizden ne gelirdi?...)
Bizi ne sandın
En az senin kadar elimiz böğrümüzde,
Senin kadar sabırsız
Görsen şaşardın
Nerde olursa olsun
Değişik bir anlam taşırdı günü güne eklemek.
Oysa eskiden
Dile kolaydı canım ciğerim,
Dile kolaydı baharda zemheri beklemek.
Ne kelepçe, ne cop, ne panzer
Mutlu günleri muştuluyor gözlerindeki ışık
Dirençle dürüst ve demokratik
Derken, bütün kentlerde bir mi sesiyim
Uykularında özgür olduğun vakit.
Dur çıldıracağım yeter anlatma
İyisimi kaldır at gayrı hoyrat düşünceleri
Bu yürek bu sevdaya dayanmaz
Şimdi bütün kentlerde bir sol sesiyim
Bilmelisinki
Gene de barışın kulu kölesiyim.
*****************************************************************
SENİ SÖYLER SALKIM SÖĞÜTLER
Seni söyler salkım söğütler
Seni yaşar kara suyun aynası
Açların göz bebeklerinde
kavruldu yüreğin ve
Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti yaşamın
Sabah buradaysan, akşam oradaydın
Günlerin peşinde bir hovardaydın
Yağan yağmur kadar şiir yazdın
Ey öpülesi usta ellerin
Ey dostu kara yellerin
Bütün kurtuluşlarda bayrak
Bütün karanlıklarda aktın
Ne zaman sabah olsa
Seni söyler salkım söğütler
Ne zaman akşam olsa, sen bir şafaktın
Mapushane türküleriyle uyurdun
Uyanırdın ölü bir deniz gibi
İhaneti gördün, fakat
Gelecek günlere güvenini yitirmedin hiç
Sen yaşarsın Kurtuluş Savaşı Destanımızda
Seni söyler salkım söğütler
Makinalaşmak istiyordun Anadolu'da
Trak tiki tak
Şimdi vermiyorlar
gömecek bir avuç toprak
Olsun ne çıkar, gene de
Seni söyler salkım söğütler
*****************************************************************
GÜNAY KARAKAN ADINA YAZILMIŞ BİR ŞİİR.
BABASI GEMİCİ OLAN ÇOCUKLAR
“sonra bileceksiniz
uyuzdum, kükürt kokuyordum
ağlardım
babam gemiciydi
gidip ben de denize işerdim”
-Günay Karakan-
durgun sularda
sektirdiğim yassı taşların
halkalarıyla dans ederdi
sinek kırlangıçları
dekoman da eski zamanların oyunuydu
çocukluğumuzun tertemiz çamurlarında
oynadığımız
vurulsak da
coşkuyla ısınırdı
yüreğimizde arkadaşlığımız
kendi dünyanda
iç sürgündür aslında
düşlere ulaşmak için
düş kurmak
sonra
suskunluğun nöbetini tutmak
yıllarca...
babam gemici değildi
ama ben öğrendim
babası gemici olan
çocuklar anlar ancak
gemici çocuklarının
denize niçin işediklerini
eskiden kükürt kokardı
buharlaşan terimiz
şimdi kan ve barut kokuyor
çocuk gövdelerimiz
Yaser BEREKETOĞLU