SIKI ÇALIŞMAK

Gökçek ALGIN

“ SIKI ÇALIŞTIM VE YARIN DA PAZAR DİYEBİLECEĞİN AN ASLA GELMEZ. BİTİRİR BİTİRMEZ SİL BAŞTAN YENİDEN BAŞLARSIN. BİR TABLOYU KENARA KOYUP BİR DAHA  EL SÜRMEM DİYEBİLİRSİN AMA ALTINA ASLA SON
KELİMESİNİ YAZMAZSIN ” Pablo PICASSO

Artist, daha büyük hassasiyet sahibi, hayatı daha iyi yorumlama
kapasitesine sahip birisinden başka nedir ki? Bu nedenledir ki ressamlar,
müzisyenler, heykeltraşlar, şairler insanlığın var oluş gereksinimlerini geride
bırakmaya, önceden ifade etmeye yetkilidirler. Bunun içindir ki onları taktir
ediyoruz, inceliyoruz, insanlığın geleceği için yeni kuşaklara örnek
gösteriyoruz. Ancak aynı idealleri ayrı vasıtalarla başka evrim yollarında
takip eden diğerleri de aynı saygıyı, hayranlığı, sıcaklığı hakediyorlar. Bazı
zamanlar bu yollar daha basit, daha fiziksel görünse de aynı ulaşılmaz amaca
varıyor: Salt öğrenme

Pablo PİCASSO’nun dediği gibi son kelimesi asla yazılamaz. Bunun için Patrik De GAYARDON  düştü İnsanın  uçma   hülyasını gerçekleştirmişti.               Wing Flight’ı ile atlayış yaptığı uçaktan çıkıyor tekrar giriyordu aynı uçağa. Herkesin hayranlığını kazanmıştı. Şahsi hedef çizgisine ulaşmışa benziyordu. Halbuki hayır: Bütün zamanını icadının yeni detaylarını düşünmek, incelemek,
değiştirmek, prova etmek, sınamakla geçiriyordu. Bu deneme uçuşlarından birisi
ölümcül oldu ve bugün büyük bir dost, bir insanlık örneğine ağlıyoruz. Ölümü
her zamanki ezeli soruya basit ve açık seçik bir cevap veriyor: “Neden durmadı?
Zaten herşeye sahipti” Hayır değildi. Hiç bir zaman herşeye sahip olamayacağız
ama hepimizin içinde herşeyi aramaya karşı yenilmez bir dürtü var ki bu dürtü
bazen ölüme kadar götürüyor, yaşamın yasası. Bu “ Ulisse Faktörü
olmaksızın insanlık hala lüzumsuz bir eden vadisi ’nde diğer maymunlarla
birlikte sarmaşıklara asılı olacaktı. Bunun içindir ki asla durmayan, devamlı
ileri bakanlara, tepenin ardında ne olduğunu görmedikçe acı çeken insanlara, bütün o “NO LIMITS®” kişilere minnet duymamız gerekir. “

Bu satırlar, 13 Nisan 1999 tarihinde Hawaii adalarında bir dostunu
yitiren bir dergi editörüne (Antonio SOCCOL) aitti. Extrem sporlarla uğraşan insanlar hakkında söylenebilecek en güzel sözler bence, gerçektende daldaki şempanze ile aramızdaki fark sonsuz öğrenme ve başarma arzumuz. Çok sevdiğim dağcı bir ağabeyim Ömer Faruk GÜLŞEN bir anısını anlatmıştı, Başarılı bir Ağrı tırmanışı sonunda zirve defterine “senden l.70cm daha yükseğim” yazmış, çok güzel bir cümleydi. Maesef her zirve gezisi böyle mutlu bitmiyor, İskender İĞDİR da kötü bir kazada hayatını yitirdi. O da deneyimli bir dağcıydı,
sporun sınırları içinde limitsiz bir dağcı, ardını göremediği duvarların
altındakiler için acı çekmiş bir insan. Olayın ardmdan pek çok yazı yayınlandı
ama hiç biri Patrik ardından yazılanlardan değildi. Ben böyle bir yazı
okuyamadığımdan bir yabancı derginin editörünün başyazısını sizlerle paylaşmak
istedim. İsimler farklı olabilir, yerler, zamanlar, koşullar, farklı olabilir,
ister kutuplarda bir bayrak uğruna mücadele ederken hayatını kaybeden olsun,
ister yeni bir paraşütü geliştirmek için hayatını kaybeden, ister yeni bir
planörün kumandalanndaki hatayı üreticilere hayatını kaybederek kanıtlayan,
ister ilk kez kullanılacak istek valili regülatörü denerken ölen olsun, aynı
mücadele ruhuna sahip insanlar ne yazık ki aynı kaderi paylaşıyor. Bize kalan,
onların hayatı pahasına tecrübelerinden öğrendiklerimiz, elde ettiğimiz
çıkarımlar. İnsanoğlu ile şempanzeleri birbirinden ayıran bu mantalite devam
ettiği sürece - eminim ki sonsuza kadar sürecek- bu tür yazıları bu yürekli
kişiler ardından ne yazıkki yazmaya devam edeceğiz. Benim paylaşmak istediğim
bu kişilerden birkaçını hala hayattayken tanıtmak. Elimdeki kaynaklarda yabancı
ülkelerin sporcuları vardı, Türk sporcularla ilgili kaynaklar vardır mutlaka
ancak ulaşamadım. İşte bunlardan birkaçı;

Mrs. Victoria Elisabeth MURDEN

Ona “ Tori “ diyor arkadaşları, tek başına, kol gücüyle, özel hazırlanmış teknesi (7,5m boyunda, l,8m eninde 900kg yük taşıyan, sertleştirilmiş fiber
esaslı) American Pearl'ı iterek, şimdiye kadar sadece 5 erkeğin
başardığı bir girişimle ilk kadın ve ilk Amerikalı olarak 14 haziran 1999
tarihinde Atlantik Okyanusunu geçmeyi başardı. Kısa bir süre önce bir başka
kadın Fransız Peggy BOUCHTE’in büyük bir şanssızlık sonucu, 78 gün boyunca toplam 5500 km kürek çektikten sonra varış noktasına 80 mil kala büyük bir dalga tarafından alabora olan teknesi sığ mercan kayalıklarında parçalanıyor. Bu girişim kadınların da bu işi başarabileceğini kanıtlıyordu. İş Tori’nin tekrar denemesine kalıyordu. 120 gün süren yolculuk süresince, günde 10 saat boyunca, dakikada 16- 20 kürek darbesi ritmi ile devam etmeye çalıştı buna karşılık günde 4- 5000 kalori sağlayacak liofilize edilmiş yiyecek, makama, üç çeşit fasulye ve enerji verici tabletlerle beslendi. 

Mrs. Debborah ANDOLLO

Küba Havana’da 9 mayıs 1967 yılında doğdu, beden eğitimi öğretmenliği
diplomasından sonra senkronize yüzme ile sporculuğa mesleki düzeyde başlıyor,
12 yıl süreyle 4 kez takım kaptanı olarak Küba milli takımıyla yarışlara
katılıyor, 1980-1991 yıllan arasında kesintisiz milli şampiyon, 1986, 1990 ve
1991 yıllarında Orta Amerika şampiyonu, 61t den fazla ciğer kapasitesiyle 1992
yılında antrenörü Omar ORAMAS’ın yönetiminde nefessiz derin dalış
eğitimlerine başlıyor ve aynı yıl değişmeyen aynı hızla 2’16” sürede 60m
derinliğe iniyor, 1993 yılında değişen hızla 2’50” sürede 80m derinliğe
ulaşıyor, 1994’de 2’24” sabit hızla 61m, 1995’de serbest dalışta maskesiz ve
kazayaksız 2’52” sürede 60m dalıyor. 16 Mayıs 1996 yılında 11:15 de başlayan
dalış 60m, 75m, 90m, ve 105m’deki kompanse yavaşlamalarının sonunda 1’ 15 ”
sonunda platforma geri dönüyor, 1 lOm limitine 2’15” sürede iniyor, 27 Temmuz
1997’de 115m derinliğe değişken hızla nefessiz olarak dalıyor.

Mrs. Liv ARNESEN

Norveçli olan sporcu 1953 yılında Baerum’da doğdu, küçük yaşlarda kayak
sporuna başladı ve daha o yıllarda geçmişin ünlü kutup kaşiflerinin
başareılanna ilgi duymaya başladı. Oslo Üniversitesini bitirdikten sonra uzun
yıllar edebiyat öğretmenliği yaptı, daha sonra spora dönmeye karar verdi.
Oslo’daki gezi organizasyonlarında buzlar üzerinde klavuzluk yaptı. 1983
yılında yine bir gezgin olan Cari Emil PETERSEN yalnız başına sadece bir
kayakla Grönland’ı geçince aynısını iki kadın arkadaşı ile kayak, köpek, uçak
desteği olmadan yapmak istedi ancak ilk 1991 yılındaki girişiminde başarılı
olamadı. Ertesi yıl kadın arkadaşı Julie MASKE ile birlikte denedi, bu
kez başarılı olundu. Grönland, 24 günde 35kg buz kızağını, sırtında 15kg
çantayla birlikte, -30 derece sıcaklıkta süren yürüyüşle geçilerek 24 Aralık
akşamı tam coğrafi güney kutbu üzerindeki Amerikan üssüne varıldı.

Mrs. Barbara BRIGHETTI

2 Haziran 1966 doğumlu, babasının balayına gittiği Kenya’dan aldığı
çiftlikte ilkokula başlamış, burada Swaili ve İngilizce öğrenerek, ortaokul ve
liseyi İsviçre ve İngiltere arasında bitirmiş, üniversite eğitimini İtalya’da
tamamlamış, yani İtalyanca ve Fransızca da bu arada öğrenilmiş. Ailesinin şirketinde halkla ilişkiler alanında görev yapıyor, Kenya ve Tanmganika’ya turlar
düzenliyorlar, yani tur operatörleri ile görüşmelerinde İspanyolca’da konuşuyor. Kenya yıllarında binicilik, dalış, su kayağı, windsörf, hafif atletizm, çayır hokeyi dallarında çeşitli ödülleri var, Kenya’da pilot brövesi aldı -ki Kenya’da yaşayan herkes için gerekli görülür-, bu arada paraşüt sporuna başladı. Kenya Skydivers, Kenya Airsport Assosciation, Master License USPA ( United States Paraschute Assocetion) bröveleri var. 4 Aralık 1993 tarihinde Brescia-Montechiari’de 10.900m yükseklikten oksijensiz olarak atlayarak serbest düşme Dünya kadınlar rekorunu kırdı.

Mrs. Cristina LANZONİ ( Kicca )

32 yaşındaki sporcu, seyis ve at sporları ustası, trekking, kanotaj yaptı
fakat mağara bilimciliği ile hiç ilgisi olmadığı halde 1992 ile 1993 yılları arasında “Underlab Two” misyonuna katıldı. Amacı toplum-yer-zaman gibi unsurlardan arındırılmış bir yeraltı orta mında yaşamak ve psikolojik bazı testleri gerçekleştirmek. 5 ay sürecek bir program 26 Temmuz 1994 günü başlatılır. Üstün psikofızik kondüsyonu sayesinde çalışmayı 5 ay daha uzaünayı ister ve toplam 9 ay süren deney, 32 yıllık benzer deneylerin en iyisinden iki kat daha uzun sürmüş oldu. Bu çalışmada zaman aşımı kavramı aşamalı olarak azalıyor ve sonunda da günlük 56-60 saate varıyor. Kicca 24 saatlik bir devir yaşadığım idda ettiğinde dışarıda 2 günden fazla zaman geçiyordu. Aynı durum 1996 yılında Maurizio MONTALBİNİ ile birlikte yapılan deney 5 Nisan’dan 5 Haziran’a kadar
sürmüştü ve Underlab içinde geçirilen 61 gün sürede yaklaşık 3 günlük gecikme
yaşıyorlardı.

Mrs. Carla PERROTTİ   

10 Ağustos 1947 yılında Milano’da doğdu, birlikte ekstrem ortamlarda
bilimsel incelemeler yaptığı Dr.Oscar PEROTTI ile evlendi. 1991 Ekiminde
bir Tuareg “tuz kervanı” ile Nijer’de Tenere çölünü geçer, 1994 yılında 16 Ekim
sabahından 21 Ekim akşamı saat 16’ya kadar yürüyerek, üç tekerlekli bir arabayı
çekerek Bolivya Andları üzerinde 3.653m yükseklikte bulunan tuzlu Salar de
Uyuni gölünü aşar. Gölün 10m kalınlığındaki tuz yüzeyi üzerinden
170km’yi 101 saatte yürür. 11 Nisan 1996 yılında yine sırt çantasını
yüklenerek, tek başına Kalahari Çölü’nün kenarındaki Mamuna’dan 25
Nisan’da yola çıkarak 15 gün boyunca 350km’lik yürüyüşten sonra, Dünya’nın en
muhteşem çöllerinden birini tek başına geçerek Lehututu’ya varır. 1988 yılında
da Dünya’nın ikinci büyük çölü olan Çin’in Xinjiang bölgesinde Taaklamakan
çölünü, güneyden kuzeye, yine tek başına ve  kendi olanaklarıyla yaklaşık 800km katederek aşar.

Şimdi de bir kaç erkek sporcu örneği  verelim;

Mr. Oliver ISLER

31 Ocak 1950 tarihinde İsviçre’de doğdu, öğrenimini tabii bilimler üzerine
yaptı ve bu konuda öğretim görevlisi olarak çalıştı, günümüzün en fazla tanınan
“cave diver”ı, tamamen sualtında kalmış tabii çukur ve sifon araştırmacısı, kesinlikle Dünya’nın en tehlikeli eylemlerinden birisi, risk faktörü bilinmiyor. Özellikle hazırlık ve dekomprasyon zamanları dışında tamamen yalnız hareket ettiği zamanlarda. Sular altındaki bir çukurun ortaya neler çıkaracağı bilinmez, varılan en uzak nokta çoğu kez yalnız yatay hatta deyil, bazen 200m derinlikte olabiliyor. Arkadaşı mühendis Alain RONJAT ile tasarladıkları ve sualtında kendisine 20 saatten fazla hava sağlayabilen kapalıdevre ve gaz sirkülasyonu - R12000- sağlayan özel bir tüp icat etti. En olağanüstü eylemleri arasında La Doux de C.olyde bir sifonu 4.055  metreye kadar incelemek ve Fransa’nın Ardéche bölgesinde bulunan Petite Goule Bourd St- Andréol sifonunun girişinden l.lOOm’de sualtında 165m derinliğe ulaşmak bulunuyor.

Mr. William DeVANEY

Temmuz başından beri Kuzey Batı’ya Pasifik kıyılarındaki AlaskaCape
Barrovv’dan Atlantik kıyılarındaki Massachusetts Boston’a sadece kayakla
seyahat eder.27 Haziran 1952 yılında Oregon eyaletinde Albany’ de doğar, babası İskandinav-İrlanda asıllı, annesinin ataları Amerika’da doğmuş, 7 yaşında
babasının 34 feet’lik balıkçı teknesiyle balıkçılık yaptığı Alaska’nın Homer
kentine göç eder. Alaskaya varır varmaz aşırı kuzey fırtınaları ile tanışır,
gençlik yıllarını Alaska’nın nehirlerine olabilecek tüm tekne türleri ile karşı
koymaya çalışır,; kano, kayak, balıkçı teknesi gibi. Sonunda küçük tekneler
tasarlamak konusunda uzman olur, Arctik 17 adlı teknesi ile profesyonel somon
balığı avcılığına başlar. Kendisine 8 çocuk doğuran bir Eskimo kadını ile evli,
halen 300 nufuslu Old Harbor köyünde yaşıyor.

Mr. Rune GJELDNES & Mr. Torry LARSEN

Rune 20 Mayıs 1971 Norveç doğumlu, 1992 yılında Deniz Kuvvetleri’ne giriyor
ve 1993’de Marinejegerkommandoer birliğine katılır. Torry 11 Nisan 1971 Norveç
doğumlu o da 1993 yılında aynı birliğe katılır ve sıkı dost olurlar. ilkbaharında
Grönlaııd’ı batıdan doğuya 870km mesafeyi kayak ve kendi çektikleri kızaklarla
geçiyorlar. yılından itibaren bütün vakitlerini Gereenland Unsupported
Expedition Grönland’ güney ucundan kuzey ucuna kadar ilk kez kat etme denemesini gerçekleştirmek için harcarlar. Hiç dış yardım almadan geçilecek 3.000kmlik yolculuk, 10 Mart 1996 günü Capo Farvel bölgesinden paraşütle atlayarak başlar ve 12 Haziran 1996 tarihinde çok kötü hava koşullarına rağmen planlanandan 1 gün önce 83°31N’de yeralan Morris Jesup burnunda sona erdi.

 

Mr. Umberto PELIZZARIO

28 ağustos 1965’de Varese’ye bağlı Busto Arsizio kentinde doğdu. l,89m
boyunda 84kg ağırlığında olan ‘Pelo”nun ciğer kapasitesi 7,9 litre. 5 yaşında
mükemmel yüzüyordu. 11 yaşında 11 yıllık yüzme yarışı tecrübesine sahipti. 18
yaşında nefessiz dalma yarışmalarına başladı, 22 yaşında ilk Dünya rekorunu
kırdı; hareketsiz 5’33”. Nefesiz derin dalışa 10 Kasım 1990 yılında Elba adamda
başlıyor ve sabit ağırlıkla inişte 65m’ye inerek Francesco Pipin FERRERAS’a
ait olan Dünya rekorunu 3m daha derine indiriyor. 9 Temmuz 1991’de 6’40” ile
Fransız Michel BADER’in elde ettiği hareketsiz dalma rekorunu 7’2”88 ile
üçüncü kez ele geçiriyor. 3 Ekim’de sabit inişle 67m’ye, 22 Ekim’de İtalyan
Sportif Balıkçılk ve Denizaltı Sporları Federasyonu FlPS’in yeni kurallarına
uygun olarak, değişken hızlı dalışta 95m’ye iniyor. Aynı ayın 26’smda 118m’ye
inerek nefessiz dalma rekorunu kırıyor. 17 Eylül 1992’de, Ustica’da sabit hızla
dalma rekorunun 70m’ye çıkarıyor, 11 Ekim ’de Montecristo sularında 123m’ye
dalarak, kurallara bağlı olmayan değişken hızlı dalma rekorunu kırıyor. 25
Temmuz 1994’de lOlm’ye dalarak kurallara uygun değişken hızlı dalma rekorunu
kırıyor, Temmuzunda rekorunu daha da geliştirerek 105m’ye ve sabit hızla dalma
rekorunu da 72m’ ye çıkartıyor. 9 eylül 1996 tarihinde değişken hızlı dalış
rekorunu llOm’ye aynı ayın lösmda kuralsız rekorunu 131m’ye çıkartıyor. Bir yıl
sonra 13 Eylül’de sabit hızlı 75m, aynı ayın 20’sinde değişken hızlı 115m’ye
kadar dalarak kendi rekorlarını geliştiriyor.

Patric DeGAYARDON ( Deug)

Gözü kara fakat temkinli, çılgın ama kesinlikle limitlerini çok iyi bilen,
yenilikçi,üretken, elde ettiğinle yetinmeyen, teorisyen, araştırmacı,
uygulayıcı, komple sporcu. Uzmanlık alanı praşüt sporları, havacılık.
11.000’den fazla atlayış, 100’den fazla B.A.S.E Jump (şelale, uçurum gibi
karadan yapılan atlayış), 55 acil iniş, 5-6 kez ağaç üzerine iniş, 3 ölümcül
kazadan sağ kurtulmuştu, ta ki o uğursuz atlayışa kadar. Günümüzde kullanılan
pek çok paraşüt, yelken kanat ve paraşüt donanımında onun mutlaka bir katkısı
var. 1992 yılında arkadaşı Frank CONRAD ile birlikte, Venezüella’nın
balta girmemeiş ormanlarındaki 979m’lik Salto Angel şelalesinden atlaıklannda
bölgeyi jeolog ve arkeologlardan başka pek bilen yoktu, 16 Ekim 1992 günü
Fransa’nın Medoc Atlantikkıyılarmda, 38.250 feet ( yaklaşık 11.690m)
yükseklikte derin bir nefes aldıktan sonra oksijen maskesini bıraktı ve uçaktan
atladı. Hava sıcaklığı -48 derece, rüzgar 45 knot civarında (yaklaşık
90km/saat) bu kadar yükseklikten ilk kez oksijen maskesi olmadan atlanıyordu,
yaklaşık 40 saniye soluk tutmak zorundaydı bu arada başaşağı pozisyonda hızmı
arttırarak saate 450km sürate ulaşıyor, saniyede 125km olarak saptanıyor, bu
süre sonunda 8.500m’ye iniyor, artık nefes alabiliyor, çok yükseklerde nefessiz
kalmak, deniz seviyesindekinden çok daha zor. Hava basıncının az oluşu
hemoglogine etki ederek oksijen tüketimini arttırıyor. !0.000 metrede nefes
aalmadan 1 dakika kalmak deniz seviyesinde 2 dakikadan fazla bir süreye eşit.
Meksika’nın batısında ülkenin ortasında 1986 yılında bir grup Amerikalı
araştırmacının keşfedişine kadar bölge halkı Huastekan yerlileri dışında
kimsenin bilmediği, derinliği 376 metre, yeryüzündeki girişi 50m’den biraz fazl
olan Sotana de Las Golondrinas adında tabii kuyu. Helikopterle bu delikten
girip içeride paraşüt açıp duvarlara çarpmadan inmek için geriye kalan sadece 3
saniye. 1993 yılında bu proje de gerçekleşiyor.

1993  yılma gelindiğinde sırada Kuzey Sibirya ovası var. IL76 dev Rus nakliye
uçağı, diğer paraşütçülerle birlikte onu da alıyor ve 18 Nisan günü atlayış
yapılıyor, yükseklik 3.000m, soğuk mu? Dondurcu tabiiki. +0 saniye boyunca
havada görünmez figürler çizerek ayağındaki surf tahtasıyla saatte 200km
hizala kayıyor. 1995 yılında nefessiz atlayış yüksekliğini 12.700m’ ye
çıkartıyor. Yine dev bir IL76 ile 12 kişilik hakem ve sağlık ekibi 14 kasım
1994’te Moskova’dan havalanıyor. 2 saat boyunca oksijen maskesine bağlı kalıyor çünkü yukarıdaki atmosfer bamcımn altıda biri oranındaki hava karşısında
maskeden yayılan basınçlı hava baygınlığa neden olabiliyor, 12,700m’ye
gelindiğinde atlamaya karar veriyor, hava -55 derece, donmamak için soğan
kabuğu gibi kat kat giyinmiş durumda, saatte 360km, saniyede 100m,
4-5 bin metre düşüşten sonra paraşüt açıyor. Wing Flight -Kanat Uçuşu-
Madagascar’da yaşayan bir sincap türünden esinlenerek, yarattığı bir paraşüt
atlama tulumu giyerek uçaktan çıkıyor, kolları ile gövde ve bacak arası ile
gövdenin ince bir kumaşla bağlı olduğu bu tulum sayesinde ki bu tulumun
geliştirilmesi çok uzun süren çalışmalar sonucunda oldu, havada kalış zamanı
iki katma ulaşıyordu. Bir uçaktan çıkıyor havada bir süre kaldıktamn sonra bir
diğerine giriyordu. Bütün bu yeni icatlarını güvenle kullanılmak üzere diğer
paraşütçülere sunmak için çalışıyordu. Ne acıdır ki kendi icat edttiği bir
ekipmanla değil, daha önce binlerce defa atlanmış bir paraşüt modeliyle trajik
bir atlayış yapmış Hawaii’nin muz bahçelerine düşmüştü. Ona ulaşıldığında hala
sağ olduğu görüldü ancak bu muazzam darbe kimsede ümit hissi uyandırmıyordu.


Hastaneye varaman ölmüştü. Bir arkadaşının dediği gibi”eğer meleklerin
kanatları varsa, mutlaka daha mükemmel hale getirmeye çalışıyordur.”

Tüm ömrü boyunca “duvarın ötesini göremediği için acı çaken” ve diğer
insanların daha rahat ve güvenli yaşaması için verdiği mücadelede hayatını
kaybeden insanları saygıyla anacağız.

Gökçek ALGIN

NOT: BU YAZI SUALTI DÜNYASI DERGİSİNDE YAYIMLANDI.



 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam46
Toplam Ziyaret56614
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar43.302443.4759
Euro51.898652.1066
Hava Durumu